Tansel Kolcu yazdı.

Süper Ligin 8. haftasında, deplasmanda Hatayspor’a konuk olan Trabzonspor, 10 sakat oyuncusundan yoksun olmasına ve onların eksikliklerini çokça hissetmesine rağmen, yine de, oyunun ilk bölümünde oldukça istekli ve etkiliyken, 14. dakikada Hatayspor’un golü geldi. Bu dakikaya kadar, Trabzonspor ceza sahasına yanaşamayan Hatayspor, kaleyi bulan ilk şutunda, Görkem’in ayağından golü bularak 1-0 öne geçti. Beraberlik için risk alarak, Hatayspor kalesine yüklenmek isteyen ama bu arada hücumu da savunmayı da yapmakta güçlük çeken Trabzonspor, bulduğu az sayıdaki pozisyonlarda, günün etkisiz isimlerinden biri olan Bardhi’nin çok basit hataları ile harcanınca, ilk yarı 1-0 Hatayspor’un üstünlüğü ile sona erdi. Şenol Güneş’in, ikinci yarı beraberliği yakalayıp, sonrasında galibiyet golü düşüncesi ile ilk yarının etkisiz ve çok top kaybı ile oynayan isimlerinden Okay’ın yerine, biraz da risk alarak Cham’ı oyuna alması, pratikte de sahaya yansıyınca, 46. dakikada Banza’nın kafa golü ile skor 1-1 oldu. Trabzonspor ve Hatayspor, beraberliği bozmak düşüncesi ile karşılıklı pozisyonlar yakalasa da iki takım da bu yarıda gol atma başarısını gösteremeyince, maç 1-1 sona erdi. Trabzonspor, bu beraberlik ile birlikte 6. beraberliğini de alırken, puanını da 9’a çıkartmış oldu. 

      Takımda 10 tane sakat oyuncunun olması ve bu sakatlıkların hepsinin adale sakatlığı olmasını, sanırım hiç kimse olağan karşılamıyordur. Her konuda istatistik yayınlanıyor. Bu konuda da istatistik ortaya konulsa, sanırım ortada olağan olmayan bir durum olduğu anlaşılacaktır. Şampiyonluğa oynayan tüm takımların, sezon içerisinde toplam yaşayacağı sakatlık sayısına,  maalesef biz şimdiden, ligin 8. haftasında ulaşmış durumdayız. Sadece yaşlı oyuncularda değil, genç oyuncularda da aynı problem yaşandığı için bunu yaşlı oyuncuların çokluğuna bağlayamayız. Bunun en mantıklı açıklaması, sezon öncesi kampının yeterli verimlilikte geçmediği olacaktır. Sakat oyuncuların çokluğu sırasında şans bulan diğer futbolcular da, buldukları bu şansı maalesef doğru kullanamamışlardır. Benim tanıdığım Şenol Güneş, boşa çıkmış kaleci yerde yatarken kaleye doğru topu sürmeyip, öylesine topa vurup, kale çizgisinde defans oyuncusunu vurmayı başaran Bardhi’yi, çok top kaybı yapan Okay ve Visca’yı, yetersiz diye gönderdiğimiz Kamil karşısında yokları oynayan Eren’i, sakatlık sonrası futbolu unutan Orsic’i kesinlikle not etmiştir ve notun altına da şunu eklemiştir; “Kaldı 11 maç!” Evet, bu takımın Şenol Güneş’in istediği gibi, Trabzonspor gibi oynayabilmesi için kaldı 11 maç. Devre arasında, sanırım yanındaki arkadaşına top atmaktan aciz, rakibin rüzgarı ile yerlerde sürünen, DNA’larına işlemiş geri pastan vazgeçemeyenlerden, Şenol Hoca vazgeçecek gibi. Şenol Hoca’nın saha kenarındaki hırsını sahaya yansıtacak bir takım için maalesef kaldı 11 maç. Bu süreçte, ne kadar az puan kaybı yaşanırsa, ligin ikinci yarısında yapılacak takviyelerle oluşturulacak takımın, taraftarla bütünleşmesi de o kadar çabuk olacak ve bu da, önümüzdeki sezona yansıyacaktır düşüncesindeyim.