1. YAZARLAR

  2. Ünal Çelik

  3. Parti adına konuşan kim ya da kimler?
Ünal Çelik

Ünal Çelik

Yazar

Parti adına konuşan kim ya da kimler?

A+A-

AK Parti’nin siyaset üretme konusundaki sorunlarını bir kenara koyalım.

Bugün AK Parti, içine düştüğü iletişim ve siyasi çözümlerin ve sorunların neredeyse tamamında, resmi sözcüleri ya da siyasetçilerinin değil, danışman ya da dolaylı olarak partiyle ilişkili olan insanlar nedeniyle sorun yaşıyor.

Belediye ve parti yöneticileri bağlamında olan ikili ve kirli ilişkileri nedeniyle çözüm bulamıyor.

Yine bugün medyada, AK Parti hareketi üzerine süren tartışma, polemik ve eleştirel yazıların önemli bir kısmı, “AK Parti medyası” diye etiketlendirilen medyadaki bazı yazarlar, sözcüler ve yorumcular nedeniyle oluyor.

Şunu da söylemeliyim: Bugün kamuoyunda AK Parti algısı değişiyorsa, yeni ve kötü bir imaj yerleşiyorsa, “yeni bir devlet kuruyoruz” diyen gibi, nobran, egosu tavan yapmış teşkilat mensuplarının, partililerin, üyelerin telefonlarına bakmayan il, ilçe başkan ve yöneticileri, belediye başkan ve ekipleri sayesinde oluyor.

Bu böyle oluyor çünkü televizyonlarda AK Parti siyasetçilerinden çok, başkaları konuşuyor. ‘Gazeteci, yazar, araştırmacı, danışman’ etiketini kullanan, ‘yeni AK Parti sözcüleri’ bunlar maalesef.

‘Bunlar AK Parti’yi temsil etmiyor’ söylemi, yine hukuki olarak bir anlam ifade etse de, algı ve imaj açısından durum öyle değil. Çünkü bu insanlar konuşurken ‘Reis adına, AK parti adına’ konuşur gibi konuşuyorlar. Ve devleti yönetenlerin uçaklarında en çok bunlar boy gösteriyor.

Ak Parti tv’lerde üç beş hokkabaz, rantçı ve besleme olan yazarların eline kalmıştır.

Yıllardan beri AK Parti politikalarına yakın yayın yapmış bazı medya organları ve orada yazanlar, isteseniz de, istemeseniz de AK Parti’nin algı ve imajını doğrudan etkiliyor. AK Parti  yıllardır bu kişilere karşı niye susuyor?

Bu kişilerin toplum tarafından kabul edilmeyen yanlış söylemlerine  “bunlar AK Parti’yi temsil etmiyor, kendi görüşü, bizim böyle bir planımız yok v.b.” demeleri, kişiler hakkında bir soruşturma açmamaları kafalarda infial yaratıyor, inandırıcı olmuyor ve tabanda gözden kaçmıyor…Çünkü bu insanlar yazarken/konuşurken;  “en hızlı Reisçi, en hızlı  AK Partili, en hızlı hükümetçi” görünüyorlar…Oysa siyaseti, Siyasi parti ve TBMM üyelerine bırakmalarında yarar var…Çünkü, onlar halktan belli bir oy alıyorlar, onlara hesap veriyorlar  ve partilerinin siyaseti üzerinden konuşuyorlar…Köşe yazarlarının ise sırtlarında kambur yok!...

Fakat,  AK Parti’ye büyük zarar veriyorlar…

Örnek verdiklerim, iletişim  açısından; yanlış… yanlış…yanlış…

      Mesela    31 Mart seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan çok doğru bir açıklama yaparak '' Türkiye İttifakı'' yapılmalı ve kızgın demir soğutularak önümüze bakılmalı şeklinde bir açıklama yapmıştı.

         Aslında yapılması gereken güzel bir açıklamaydı. Seçim bitti, artık seçimi konuşmanın bir anlamının olmadığının, insanların aş ve işe ihtiyaç duyduğunun, kötüye giden ekonominin “Türkiye ittifakı” ile üstesinden gelinebileceğinin altının çizildiği önemli bir açıklamaydı.

        Açıklama güzel de, ya kraldan çok kralcılara ne demeli? Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada tansiyonu düşürelim diyor, Ak Parti adına tv kanallarına çıkıp ekranlarda konuşanlar, açıklama yapanlar, açıklama yaptığını sananlar ülkeyi sürekli karıştırıp germe peşindeler.

İstanbul seçimlerin bazı bakan, vekil ve sözde besleme gazeteciler seçmen üzerine çok ağır bir dil kullanmışlardır. Kendimizden  olmayanı HAİN, terör iş birlikçisi olarak algıladık. Meydanlarda bu  söylemleri en acımasız bir şekilde kullandık. Bu da seçmeni ötekileştirmiştir.

CUMHURBAŞKANIMIZ demiri soğuturken Türkiye ittifakı haykırırken hangi hain eller bu ifadeden rahatsız olmuşlardır. Teşkilat içindeki ve dışındaki eller bu barıştan memnun kalmamışlardır ve de sabote etmişlerdir.

        Ak Parti’yi aleni destekleyen sözde basın kuruluşları acaba gerçekten Ak Parti ve Cumhurbaşkanı'nın emriyle mi hareket ediyorlar? Yoksa kraldan çok kralcı davranıp Ak Parti ve Cumhurbaşkanı'na daha çok zarar mı veriyorlar?

       Yani Cumhurbaşkanı “kızgın demiri” soğutalım açıklaması yaparken yandaş diye tabir edilen gazetelerin ve bazı BAKANLARIN böylesine ilkesizce söylemleri ve gazetelerin attıkları manşetler Cumhurbaşkanı'nın açıklamasıyla tezat oluşturmuyor mu?

İnsanın aklına şu geliyor:

       Acaba Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ekibi bunlara müdahale mi edemiyor, yoksa göz mü yumuyorlar..

Bunu da en iyi Cumhurbaşkanı ve AK Parti yönetimi anlamalıdır.

Cumhurbaşkanı, AK Parti içindeki, darbe kalıntılarını atmak/temizlemek  için “metal yorgunluğu” diye bir terim ortaya attı, heyecan getirmek istedi,  fakat yönetimdekiler kendilerinin yorulmadığını, çalıştıklarını v.b. her sohbette dile getiriyorlar. Kolay değil, gerçekten zor iş, hiç kimse il bşk, ilçe bşk , (MV dahil)  yerinden ayrılmak istemiyor…

Önümüzdeki dönemde “bazı danışmanların” bakanların, il başkanlarının değişeceği de konuşuluyor. Neden olmasın? Hiç kimse vazgeçilmez değildir!..

Yenilenme doğrudur, ama   “liyakat” şartıyla…

İBB ve bazı Büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesi yaraya neşret vurmaya sebep olabilir.

Oysa, her alanda; “devlet/millet için çalışacak, teşkilatla ilgisi olmayan, geldikleri kurumları harekete geçirecek, proje üreten, saygın, iletişimi yüksek v.b.  bir çok yetişmiş insanımız” vardır...

Yeter ki, o kısır  daireden çıkılabilsin!…

Aransın, bulunsun, güvenilsin!...

Teşkilatlarda ve bürokraside

FETO alçağına ömrü boyunca hiç bulaşmamış, kapısından geçmemiş insanlar bulunmalı ve yola çıkılmalıdır.

Yeni durumda fazla beklenmemeli, acilen gerek ekonomik alanda ve gerekse teşkilat alanında ve gerekse ahlaki değerler alanında, liyakat ve ehliyet alanında, adalet ve sosyal barış alanında müdahale yapılmalıdır.

Partide teşkilat yenilenmesi yapılmalı, ekonomi işaretler göstermekte ve kurumlar dingin bir vaziyette beklemektedir.

Çünkü, ülkenin sorunları büyümekte, terör grupları çalışmakta, milletin neslinin ahlakini bozmaya ahdetmiş tv’ler çalışmaktadır.

Ülkemizin, bu dar boğazda boşa geçirecek zamanı yoktur diye düşünüyorum.

Aksine  bu gidiş bu hal üzere ve bu kişilerle devam edecek olursa hem Ak Parti ve hem de büyük TÜRKIYE kaybedecektir.

                                  Selam ve dua ile

Önceki ve Sonraki Yazılar