1. YAZARLAR

  2. Yener Yanık

  3. La Galibe İllallah (II)
Yener Yanık

Yener Yanık

Yazar

La Galibe İllallah (II)

A+A-

Depremler, çığ felaketleri, darbe tehdidi, Corana virüsü, Libya ve Suriye… Gündem adeta baş döndürüyor.

Başka ülkelerde günlerce konuşulacak bir hadise bizde çok çabuk değişiyor.

Bu minvalde gelelim ilk yazının devamından İdlib meselesinin perde arkasına…

 

 

İdlib’de eninde sonunda böyle bir sorun çıkacağı aşikârdı.

Türkiye; Rusya ve İran’a güvenerek Astana ve Sochi mutabakatı çerçevesinde İdlib konusunda askeri gözlem noktaları oluşturma haricinde ağırlığı Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı bölgesine verdi. 

Aslında Amerika ve İsrail başta olmak üzere Rusya ve İran da bu operasyonlarda zaaf yaşamamızı, bozguna uğramamızı çok bekledi.

Birileri; Rusya, bize Suriye hava sahasını açmasaydı hiçbir şey yapamazdık diyor ya, aldanmayın.

Rusya, bizim dumura uğramamız için bunu yaptı. Ticari ilişkilerimiz gereği de buna mecburdu.

Binlerce tır silah verilen ve her yerden gelen lejyonerlerle beslenen bir PYD ordusu aslında gölge Amerika- İsrail ve hatta Rusya, Fransa, Almanya ordusuydu. Sponsorluğu da Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a yüklemişlerdi.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve sonrasında icra ettiği operasyonlarda bir hezimet yaşayacağını Rusya da umut ediyordu ve düşünüyordu. Çünkü çok ciddi bir hazırlık yapmışlardı.

Bu operasyonlarda Suriye hava sahasını bize açmak zorunda kalan Rusya, aslında gücümüzü ve neyi ne kadar yapacağımızı da görmek istedi.

Ve gözlerine inanamayacak derecede de gördü ve gerçek yüzünü bu süreçten sonra göstermeye başladı.

Dikkat ederseniz en son Barış Pınarı Harekâtı’nda Amerika çekilmek zorunda kaldı, sonrasında adeta yıldırım hızıyla ilerleyen Türk ordusunu durdurmak için Conilerin boşalttığı bölgelere derhal Ruslar yerleşti.

Aslında, Suriye; Golon Tepeleri itibari ile İsrail’e, Lazkiye ve Tartus üzerinden Rusya’ya, PYD koridoru bölgesinden de Amerika’ya parsellenmişti. Tabii ki Türkiye bu oyunu bozana kadar…

 

Çok şükür bu üç harekâtta da hepsini hayal kırıklığına uğrattık. Şimdi ise dördüncüsüne hazırlanıyoruz.

 

İşte bundandır ki Rusya İdlib’de ne yapacağının ayak seslerini bu bölgede verdiğimiz şehitler üzerinden öncesinde ortaya koydu.

 Türkiye ise Esed üstünden Rusya’ya şubat sonuna kadar zaman verdi.

Erdoğan; İdlib için, mecbur değil mahkûmuz ifadesini,kararlılık noktasında boşuna kullanmadı.

Mart ayının hemen başında İstanbul’da; Macron- Merkel- Putin ve Erdoğan güya buluşacaktı ama Kremli Putin- Erdoğan görüşmesi noktasında bile çamura yatıyor. (Belki de Putin, Erdoğan’ın kendisini ikna edeceğini bildiği için bu görüşme hususunda işi ağırdan alıyor.)

Rusya güya bu konuda çok kararlı duruyor.

 

Gelelim işin Rusya noktasında iç yüzüne…

Rusya'yı İdlib noktasında Türkiye ile açık bir savaş tehdidine getiren hadisenin ana sebebi Libya ile yaptığımız anlaşmadır.

Çünkü Libya ile yaptığımız anlaşma Akdeniz’i resmen kelepçeliyor.

Asırlardır hayalini kurduğu sıcak denizlere inme emeli gerçekleşen Rusya'yı
Türkiye'nin bu anlaşması dizginliyor.

Ayrıca Ukrayna ile yaptığımız anlaşma ve Kırım’ın ilhakını kabul etmeyişimiz de Rusya' yı çıldırtan diğer bir unsur...

Bizim için de Rusya için de İdlib gerçekten çok kritik... İdlib’in hemen yanı başında Lazkiye var ve orada Rusların Akdeniz’e açılan üstleri var.

İşte bundandır ki Esed üstünden aslında alenen Rusya ile savaşıyoruz...

Putin, en son Türkiye ziyaretinden hemen önce Suriye'ye uğradı.


Bu ziyarette Esed' i Rus karargâhında karşılaması, Suriye Savunma Bakanını alçak koltukta oturtması ve Suriye meselesinde çuvallamamızın baş aktörü Davudi seslimizin Emevi Camiinde namaz kılacağız ülküsüne atfen Emevi Camiini ziyaret ederek Türkiye'ye gelmesi bize verilen alenen mesajdı zaten...

Demek istedi ki :

Esed de Suriye diye bir devlet de yok, orası artık Rusya müstemlekesi...

Burada şunu da demeden geçmeyelim. Rusya’da Putin’in de elini kolunu bağlayan çok güçlü bir Yahudi Lobisi var.

Rusya’yı Sovyet Rusya yapan da 1991’den sonra şimdiki Rusya yapan da bu Yahudi lobisidir. Putin görünenin aksine bu lobinin bir nevi emir eridir.

Aksini iddia edenler Netenyahu’nun ayağa bile kalkmaya tenezzül etmediği yani oturduğu yerden Putin’i kabul ettiği görüntüyü internetten izleyebilirler. Ya da birkaç yıl önce İsrail’in Rusya’da düşürdüğü ve on beş Rus askerinin öldüğü kazaya Rusya’nın neden misillemede bulunamadığını sorgulayabilirler. Veya neden İsrail, Şam’ı bombalarken S 300’ler devre dışı bırakılıyor diyerek de olayı çözümleyebilirler.

İsrail’i kuran da Rusya’dan göç eden Yahudilerdir.

Bütün bunlar dahilinde askerlerimizi şehit eden aslında rejim görünümlü Rusya'dır.
İsrail'in su yoluna çevirdiği Suriye hava sahasını,  idlib'de bize açmayan da Rusya' dır.

 

Hava desteği olmadan idlib gerçekten çok şehit vereceğimiz bir yere dönebilir... Erdoğan bunun bir hal çaresine bakacağız dedi ama bu hal belli de çaresi nedir en azından şimdilik biz bilmiyoruz.

Devletin belli ki bir bildiği var…

Gözlem noktalarını da varsayarsak çoğu yerde askerlerimiz açık hedef...

Ondandır ki Erdoğan’ın savaş terimini kullanması kesinlikle stratejik bir ifadedir.

Çünkü savaş durumunda boğazları Montrö'ye göre kapatma hakkımız var...

Olası bir Suriye soslu Rusya ile yapacağımız savaşta Boğazları kullanamayacak olan Rusya, lojistik yönden zorda kalacaktır.

Buna hava sahamızın kapatılması da dâhil.

Zaten hava sahamızı Rus kargo uçaklarına kapattık...

Rusya, Hazar Denizi üstündeki üstünden savaş uçaklarına Suriye gönderdi. Demek ki onlar da bir şeye hazırlık yapıyor.

Boğazları daimi kapatırsak Rusya'nın gırtlağı ileriki süreçlerde iyice sıkılır. Zaten Corana virüsünden dolayı Rusya’nın can damarı sayılan petrol fiyatları çakıldı.

Ekonomisi hiç de iyi olmayan bir Rusya, çok stratejik bir hata yaptı Türkiye’yi karşısına alarak… Bunun bedelini bir şekilde ödeyecek…

Belki biz de kaybederiz ama asıl zararı onlar çeker...
Onun için düello İdlibde...Kara savaşlarında Türk ordusu ile mücadele edebilecek dünyada başka bir ordu yok, bunu bir şekilde isterse Rusya da görecek.

İstemezse buna akıl edecek.

Ama biz eğer idlib’de geri adım atarsak, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı gibi yani Suriye ve Irak'taki bütün kazanımlarımızı da ileriki süreçlerde kaybedeceğiz.

Esed’e bu yönde bir sufle verdi Ruslar…

Peşine Libya da kaçınılmaz olacak... Bu süreç Yunanlılara, Rumlara, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri’ne kısaca hepsine büyük bir cesaret verecek.

Tabii iç politikada pusuda bekleyen sansarlar da cabası...

Ama Allah'ın izniyle bu işi de başaracağız.

 

Ayet Dilinde Ezcümle... La galibe illallah...

Önceki ve Sonraki Yazılar