“MİLLETİN TERCİHİ AYAKLAR ALTINA ALINDI”

Mesajında, gerekçesi ne olursa olsun, bütün darbelerin demokratik süreci kesintiye uğrattığını ve devlet organlarına büyük zararlar verdiğini ifade eden Başkan Genç, “Gerekçesi ne olursa olsun, millet iradesini ayaklar altına bütün darbeler, demokratik süreci kesintiye uğratan en büyük ihanet girişimleridir. Milletimizin özgür iradesi ve tasarrufuyla seçilen demokratik hükümetleri silah gücüyle devirmek, Türk milletinin tercihlerinin ayaklar altına alınmasıdır. Bu durum demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanmış hiçbir toplumda kabul edilebilir bir olgu değildir. Darbeler, milletimizin tercihlerinin değersizleştirilmesi ve itibarsızlaştırılmasının yanında devletin yapılanmasına ve organlarına büyük zarar verdiği için en hain girişimler olarak değerlendirilmelidir.” dedi.

“TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN ZARARLARA YOL AÇTI”

12 Eylül askeri darbesinde vatandaşların keyfi, temel insan hak ve hürriyetlerini ayaklar altına alan işkence ve baskılara maruz kaldığını belirten Genç, “Emperyalist güçlerin yurtiçindeki taşeronlarının gaddarca hayata geçirdiği 12 Eylül askeri darbesinde anayasa ve kanunlar çiğnenerek yüzbinlerce vatan evladı ağır işkencelerden geçirilmiş ve bazılarının da hayatına yargısız infazlarla son verilmiştir. Maalesef, halkımıza reva görülen ağır işkenceler, baskılar ve diğer insan hakları ihlâllerinin açtığı derin izler hâlâ daha canlılığını korumaktadır. Cuntacıların gaddarca uygulamalarına maruz kalan vatandaşlarımızın yanı sıra bütün vatandaşlarımız da bugün, 12 Eylül darbesini nefretle ve öfkeyle hatırlamaktadır. Anayasayı çiğneyerek devlet idaresini kendi tekeline askeri cuntanın keyfi ve acımasız uygulamaları Türk demokrasisinde telafisi mümkün olmayan ve uzun yıllar devam eden yaralara yol açmıştır.” sözlerine yer verdi.

“TÜRK MİLLETİ DARBELERE HİÇBİR ZAMAN ONAY VERMEDİ”

Bütün darbelerden en büyük zararı Türk milletinin gördüğüne vurgu yapan Genç, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “12 Eylül ve benzeri cunta darbeleri, demokratik yaşama geçtiğimiz 1950 seçimlerinden itibaren Türk demokrasisinin üstünde uzun yıllar adeta Demokles’in kılıcı gibi varlığını sürdürmüştür. Ülke ve millet menfaatini hiçe sayan; 27 Mayıs darbesi, 12 Mart 1970 muhtırası, 12 Eylül Darbesi, 28 Şubat post modern darbesi ve 15 Temmuz FETÖ hain darbe girişimlerinin ortak noktası, emperyalist güçlerin yurt içindeki taşeronları tarafından gerçekleştirilmiş olmalarıdır. Türk milletinin hiçbir zaman tasvip etmediği ve asla onay vermediği darbelerden en büyük zararı yine Türk milletin kendisi görmüştür.  O nedenledir ki, bütün darbelerden en büyük zararı gören Türk milleti en son yaşadığımız 15 Temmuz FETÖ hain darbe girişiminde sokaklara dökülerek, canı pahasına da olsa da darbecilere geçit vermemiştir ve bundan sonra da bu yollara tevessül edenlere geçit vermeyecektir. Sözlerime burada son verirken gerekçesi ne olursa olsun ve kim tarafından yapılarsa yapılsın bütün darbeleri lanetleyerek, 12 Eylül ve benzeri darbelerin bir daha yaşanmamasını diliyorum. 12 Eylül darbesinde yaşamlarını yitiren bütün vatandaşlarımızı da bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyorum.”