Trabzonspor'da Nisan ayında göreve başlayan Hırvat teknik direktör Nenad Bjelica, kulüp dergisinin 207'nci sayısına açıklamalarda bulundu. Geride kalan futbolculuk kariyeri ve antrenör olarak çalışma disiplini hakkında konuşan Bjelica, Trabzonspor'a transfer süreci ve kulüpte geleceğe yönelik hedeflerini değerlendirdi.

"2000 YILINDA EN İYİ HIRVAT OYUNCU ÖDÜLÜ KAZANDIM"

Futbol ile sokaklarda tanıştığını ve 10 yaşında Hırvatistan takımlarından NK Osijek altyapısına katıldığını anlatan teknik adam, "NK Osijek'ın tüm alt yaş gruplarında oynadım ve en sonunda da NK Osijek'ın A takımıyla ilk maçıma çıktım. Sonrasında da İspanya'da Albacete, Betis, Las Palmas takımlarında forma giydim. Daha sonra NK Osijek'e 1 yıllığına geri döndüm ve 2000 yılında en iyi Hırvat oyuncu ödülünü kazandım. Sonra, Almanya'nın FC Kaiserslautern takımına transferim gerçekleşti. Almanya'dan sonra Avusturya'da 4 yıl boyunca futbol oynadım, sonrasında ise antrenörlük kariyerime de orada başladım" diye konuştu.

"FUTBOLCULUK GENLERİM BABAMDAN BANA GELMİŞ"

Hırvat teknik adam, futbol sevgisini, eski futbolcu olan babasından öğrendiğini ve ailesinden hep destek gördüğünü belirterek, "24-25 yaşlarındayken dahi gelecekte antrenör olacağımı biliyordum. Çünkü bu işi çok seviyorum. Zaten bir şekilde çalıştığım tüm antrenörlerin saha içerisindeki sağ kolu olmuştum. Oyunculuktan antrenörlüğe geçiş benim için çok özel ya da radikal bir değişim olmamıştı. Zaten futbol kariyerimin sonlarında içimdeki antrenörlük isteğinin bilincindeydim. Kesinlikle futbolculuk genlerim babamdan bana geçmiş. Annem ve babam çocukken beni çok desteklediler. Çocukken, anne ve babamdan böylesine destek ve güven gördükten sonra, büyüyüp evlendikten sonra yine aynı desteği yıllar boyunca eşimden de gördüm. Evimizden uzaktaydık, çocuklarımız doğmuştu, tabi ki her zaman kolay değildi ama 26 yıldır evliyiz ve 28 yıldır da beraberiz" ifadelerini kullandı.

"BENİ İSTEDİKLERİNİ HİSSETTİRDİLER"

Trabzonspor'a transferinin hızlı geliştiğini anlatan 51 yaşındaki teknik adam şöyle konuştu:

Cuma günü akşam bir menajer beni aradı, gün içerisinde istediğim şartlar ve Trabzonspor'un finansal şartlarıyla alakalı konuları görüştük ve bir gün içerisinde de anlaşmaya vardık. Cumartesi gecesi Trabzonspor'un resmi teklifi geldi ve ben de kabul ettim. Pazar günü de pazartesi gecesi yapacağımız seyahatin biletleri elimize ulaştı. Salı günü sabah İstanbul'da kontratı imzaladık, Aynı günün akşamında Trabzonspor'da çalışmaya başladık. Çok hızlı ve çok net gelişti süreç. Beni istediklerini hissettirdiler. Ben de insanların beni istediği yerde çalışmayı tercih ederim ve ben de çok yarışmacı bir ligde mücadele eden, büyük bir Türk kulübü olan Trabzonspor'u tercih ettim.

"HİÇBİR MEYDAN OKUMADAN KORKUM YOK"

Bordo mavili takımı yeniden yaratmaya çalıştıklarını anlatan Bjelica, "Benim için de hem ilginç hem de çok zor bir meydan okuma olacak ama benim hiçbir meydan okumadan korkum yok. Zor bir süreç yaşayan takımlarda daha önce çalışmıştım ve bıraktığım takımlar, her zaman aldığım durumdaki takımdan daha da iyi bir yerde olan takımlar oldu. O yüzden de burada başarılı olacağımızdan şüphem yok. Yalnızca biraz sabır göstermek gerekecek. Çünkü şu an yeni bir takım yaratıyoruz. Bu kulübün sahip olduğu potansiyel, taraftarları ve tarihini düşününce, hepimizin elimizden gelenin en iyisini vermek ve Trabzonspor'un geçen sezon gösterdiği başarıyı tekrar yakalaması için üzerimize düşeni yapmak zorunda olduğumuzu görüyoruz" dedi.

"ÖNDE BASKIYI SEVERİM"

Antrenörlük felsefesini değerlendiren Bjelica, "Yüksek yoğunlukla, yoğun baskıyla oynamayı severim. Önde baskıyı severim. Her zaman kazanmak için oynarım. Hesap yapmam. Takımın ya da maçın gerekliliklerine yönelik adapte olmayı da bilen bir antrenörüm. Oyun disiplinine sahip, her zaman rakipten bir gol fazla atmayı amaçlayan, güzel bir oyun ortaya koymayı isterim" ifadelerini kullandı.

"İYİ ANTRENÖR, İYİ PSİKOLOG OLMAK ZORUNDA"

Hırvat teknik adam, iyi bir teknik direktörün yönetim ve iletişim gücünün yüksek, aynı zamanda iyi bir psikolog olması gerektiğini belirtip şöyle konuştu:

Hayatta olduğu gibi, futbolda olan her şey de akılda başlar. O yüzden iyi bir psikolog olmak zorundasınız. Takımı hazırlamayı bilmeli, iyi bir pedagog, iyi bir iletişimci, grubun lideri olmalı, oyunculara her yönden iyi bir pozitif örnek teşkil etmelisiniz. Bir doktor ameliyat yapmayı bilmeli, ama biz antrenörler aynı zamanda doktorun da işinden, sakatlıklar ve benzeri şeylerden anlamak zorundayız. Psikoloji ve pedagojinin yanında antrenman, hazırlık, liderlik gibi birçok şeyi, 'iyi ve harika'' bir antrenör bilmek zorunda. O yüzden de çok komple bir iş. İyi bir antrenör iyi bir psikolog olmak zorunda. Bir gruba liderlik edebilecek biri olmalı, yalnızca 25-26 futbolcudan bahsetmiyorum, bunun yanında teknik ekip, kulüp çalışanları, taraftarlar, gazeteciler var. Dolayısıyla harika bir teknik direktör tüm bu unsurları kontrol edebilmeli ve doğru yönetebilmeli.

"TRABZONSPOR'A EN İYİ OYUNCULARI GETİRMEYİ İSTİYORUZ"

Trabzonspor'da orta ve uzun vadedeki planları sorulan Bjelica, "Kulübün zor bir süreçten geçtiği dönemde çalışmaya başladım. Puan sıralamasında yukarı çıkmanın veya aşağıya düşmenin çok mümkün gözükmediği bir durumdu bu. Bir antrenör için zor bir durum. Çünkü kiralık ve sözleşmesi bitecek oyuncular var. Sakat oyuncular var. Sezonun bitimine 1,5 ay kala, çok net hedefler olmadan bir giriş yapabilmek kolay değil. Elbette 6 ila 8 arası yeni oyuncu transfer edeceğiz. Üzerinde çalıştığımız plan bu. Trabzonspor'a en iyi oyuncuları getirmeyi istiyoruz. Bu takımla başarılar kazanmaya aç oyuncuları aramıza katmak istiyoruz. Bu kulüp bunu hak ediyor. Taraftarlar bunu hak ediyor. Maksimumu vermek zorundayız. Kısa vadede, önümüzdeki 1 buçuk aylık süreçte planım takımın beni tanıması, yazın nasıl çalışacağımızı görmeleri ve takımı önümüzdeki sezona hazırlayabilmek" dedi.

"ANTRENÖRÜN YAPACAĞI, TAKIM HALİNDE OYNAMAYI ÖĞRETMEK OLMALI"

Hayalindeki ideal takımı anlatan Hırvat teknik adam, "Hücumda ve savunmada dengeli, yetenekli oyuncuları olan, takımda oynamayı isteyen ve bu kapasitesi olan oyunculara sahip, bu oyuncular gençlerden oluşabilir, tecrübeli oyunculardan oluşabilir, ya da gençlerin ve tecrübelilerin bir karışımı olan bir takım olabilir. Türk ve uluslararası oyuncuların karışımı olan bir takım olabilir. Burada önemli nokta, çalışmayı ve grup halinde çalışmayı isteyen oyuncular seçmek. Burada antrenörün yapacağı, oyunculara nasıl futbol oynayacaklarını öğretmek değil, takım halinde nasıl oynanacağını öğretmek olmalı. Beni bekleyen en büyük iş de bu olacak" diye konuştu.

"İYİ BİR GRUP OLUŞTURDUK"

Hocalık yaptığı tüm takımlara kendi teknik ekibiyle çalıştığını söyleyen Bjelica, "Bence bir antrenör bir kulübe geldiğinde, nasıl çalıştığını bilen kendi teknik ekibini getirmesi takımın hemen ilk günden iyi işlemesini sağlamak ve iyi bir işleyiş için 6 ay beklememek adına önemli bir nokta. Burada yine bizlerle olan kaleci antrenörü Alper hocamız, kondisyonerimiz Ali hoca, yine bizlerle olan analistlerimiz Mesut ve Fatih hocamız var. Burada yerli hocalarımızın bize, bizim de hocalarımıza adapte olmamız çok önemli. Bu konularda esnek olmak gerekli. Bence gerçekten çok çok iyi bir grup oluşturduğumuzu düşünüyorum. Ekip içerisinde çalışan herkesten de ayrıca çok çok mutlu olduğumu da ifade etmeliyim" dedi.

"REAKSİYON GÖSTERMEK ZORUNDAYIM ÇÜNKÜ KAZANMAK İSTİYORUM"

Kamuoyunda, eski takımlarında sert ve disiplinli bir teknik direktör olduğu yönünde yapılan değerlendirmeler için konuşan 51 yaşındaki Bjelica, "Saha içinde oyuncuların üzerine düşeni yapmasını isterim. Oyuncu-antrenör arkadaşlığı zor bir durum ama çok saygılı bir ilişki olarak nitelendirebilirim. Kişi ve oyuncu olarak onlara saygı gösteririm, onlardan da saha içinde çıkardıkları işle bu saygıya saygıyla yanıt vermelerini beklerim. Onlardan beklediğim en önemli şey budur. Bazen herhangi bir sebepten ötürü takımın kendini maça vermediğini gördüğümde, belki kızarak onları motive edip, istediğim seviyeye çıkarmaya çalışırım. 10-15 dakika içerisinde takımın işlemediğini ya da reaksiyon vermediğini görürsem, ben reaksiyon veririm, reaksiyon göstermek zorundayım, çünkü maçı kazanmak istiyorum. Oyuncularıma gösterdiğim bu saygıyı, bütün ekibime, kulüpteki herkese, taraftarlarımıza da gösteririm. Başarının da hep beraber böyle kazanılabileceğine inanıyorum. Oyuncular çalışmak için burada, onlardan da işlerini yapmalarını, 90 dakika maçta veya antrenmanda her şeylerini vermelerini isterim. Tek istediğim işlerini yapmaları. Eğer bu şekilde işlerse hepimiz mutlu oluruz ve bu yolla da başarıyı kazanacağımızdan tamamen eminim" dedi.

"TÜRKİYE'DE GENÇ TAKIMLARLA PROFESYONEL TAKIMLAR ARASINDA BİR MERDİVEN EKSİK"

Altyapıda oynayan genç futbolcuların, A takım yeterliliği yoksa ikinci bir takımla oynayıp kendisini geliştirmesinin önemli olduğunu söyleyen Bjelica, "Böylelikle 1-2 yıl içerisinde, A takım için önemli bir oyuncu haline gelebilir. Her kulübün takip etmesi gereken adımlar bunlar. İkinci genç takımınızın olması ve böylelikle de oyuncu gelişiminin daha kolay sağlanması. Türkiye'de takımlarda genellikle tecrübeli çok sayıda oyuncunun olduğunu ve genç takımlarla profesyonel takımlar arasında bir merdivenin eksik olduğunu düşünüyorum. Oynamadıkları için birçok oyuncu bu aşamada kaybediliyor. Genç oyuncu için en önemli şey oynamak. Kalitesini oynayarak teknik direktöre gösterebilir. Ama eğer yedek kulübesindeyse veya 3'üncü Lig'deyse, iyi gelişebilmek için doğru ligde değil demektir. O yüzden de ikinci bir profesyonel takım olmalı ve bu ikinci takımda da henüz yeterli olmayan oyuncular oynamalı, çünkü 17 yaşında bir oyuncunun A takımla maça çıkıp önemli bir oyuncuya dönüşmesi, gençlerin oynama fırsatı bulduğu Dinamo Zagreb gibi bir takımda dahi, gerçekten zor" ifadelerini kullandı.

"KUPALAR KAZANMAK HEDEFLERİMİZ ARASINDA"

Bordo mavili takım ve camiaya yönelik Bjelica, "Trabzonspor taraftarları hakkında duyduklarımız hep harika şeyler oldu. Bir kulübün isteyeceği türden bir taraftar, her zaman destekleyen, iyi ve zor günlerde de takımının arkasında olan bir taraftar. İşler iyi gitmediğinde eleştirilerin de olması normal. Her yerde bu böyledir. Bu kulübün tarihi, taraftarları ve Trabzonspor'un Türk futbolunda temsil ettiği her şeyi düşündüğünüzde, bu bizim bir zorunluluğumuz. En yüksek seviyede olacak olan hedeflere ulaşabilmek için her gün, her antrenmanda kendimizi maksimum seviyede zorlamalı, profesyonel olmalı, konsantre olmalı ve disiplinli olmalıyız. Kupalar kazanmak, ligde en üst sıralarda olmak, kupayı kazanmak bizim ulaşmak istediğimiz hedeflerimiz arasında. Tüm taraftarlarımıza mutluluklar hediye edebilmeyi, diğer takımlarımda kazandığım başarıları burada da kazanmayı ve taraftarlarımızın futbolun, galibiyetlerimizin ve takımımızın başarısının tadını çıkarabilmelerini umuyorum" şeklinde konuştu.

Editör: Gülşah Yıldırım