Geçmişten bugüne Ayasofya
56
“Yukarıda da bahsedildiği gibi Ayasofya’nın yapımı sonrasında elde olan tüm veriler incelendiğinde yapı çevresinde bir sert zemin uygulaması bulunmadığı tespit edilmiştir. Mevcut uygulama başlamadan önceki sert zemin uygulaması, süs havuzu ve yeşil alan düzenlemesinin yakın tarihte yapıldığı bilinmesine rağmen halk tarafından kabul görmüş olduğu bilinmektedir. Bu gerekçeler doğrultusunda uygulamasına başlanan projenin önceki kabul görmüş uygulamanın rölevesi üzerinden, sert zemin miktarı artırılmadan ve süs havuzu korunarak yapılmasının doğru olacağı düşünülmektedir. Ayasofya Camii için yapılan araştırmalarda çevre düzenleme uygulamasına rastlanmamıştır. Ancak Ayasofya Camiinin özelliklerine uygun benzer yapı ve çevreleri incelendiğinde, sert zemin uygulamaları aşamasında yapının inşası sırasında yapı elemanları ile aynı ebatlarda çaplanmış moloz taş kullanıldığı ve farklı ölçülerde çim derzler bırakıldığı, yaya yükünün çok yoğun olduğu mahallerde ise çim derz bırakılmadan uygulama yapıldığı görülmüştür. Buna bağlı olarak Ayasofya Camii için yapılacak sert zemin uygulamalarında yapım aşamasında kullanılan taş elemanların ölçülerinde çaplanmış moloz taşlar kullanılması ve çim derzler bırakılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Ayasofya Camiinin çevresinde bulunan şapelin yapım tarihi bilinmemekle birlikte Ayasofya Camii'nden çok daha eski bir yapı olduğu tahmin edilmektedir. Buna bağlı olarak tartışılmayacak kadar değerli olan bu yapı kalıntısının uygulama aşamasında kesinlikle zarar görmemesi ve yapılacak tasarımda ön plana çıkarılması gerekmektedir. Ayasofya Camii’nin etrafında yapılması planlanan açık hava müzesi fikrinin olumlu bir fikir olduğu ve Ayasofyanın müze olarak kullanıldığı dönemde aktif olarak kullanılan üstü kapalı açık sergi alanının işlevlendirilmesinin herkesçe kabul göreceği düşünülmektedir. Ancak müzenin bahçedeki sert zemin miktarını artırmadan tasarlanması, basılabilir çim uygulamaları ile sorunun çözülmesinin daha iyi olacağı düşünülmektedir. Ayasofya’nın bahçesinde bulunan ağaçların yoğunluğu yapının algılanmasını kapatacak şekilde arttırılmamalı, bu bağlamda mevcut bitkilerin bakımları yapılmalıdır. Ayrıca Ayasofya ile ilgili yapılan incelemelerde bahçesinde zeytin ağaçlarının bulunduğu söylenmektedir. Buna bağlı olarak bitkilendirme çalışmasında ihtiyaç olması halinde zeytin ağaçlarının kullanılmasının iyi olacağı düşünülmektedir. Uygulama aşamasında kullanılacak tüm yapı elemanlarının ziyaretçilerin kendilerini o döneme ait hissedebilmeleri için o dönemde elde edilebilecek yapı elemanlarından seçilmesine dikkat edilmelidir.”

